Kaygı İnsan Ne Demek?
Daha önce hiç “kaygı insan” diye bir şey duyduğunuzu düşündünüz mü? Benim için kaygı insanı, ne zaman en basit bir şey olsa da kaygıyı bir profesyonel gibi büyütüp, “Bu işin içinden nasıl çıkacağız?” diyen tipleri anlatıyor. Hayat bir yanda “Sakin ol, her şey yolunda” derken, kaygı insanı sürekli olarak “Ama ya bir şeyler yanlış giderse?” diyerek bir sorunun çevresinde tur atmaya başlar.
Hadi, biraz mizahi bir şekilde “kaygı insanı” anlamaya çalışalım. Erkekler ve kadınlar bu kaygıyı nasıl deneyimliyor? Çözüm odaklı bir yaklaşım mı? Yoksa “Beni ve herkesi düşün, nasıl bir çözüm bulabilirim?” gibi bir empati patlaması mı? Evet, her şeyden önce kaygı, herkesin takılma tarzına göre değişir.
Kaygı İnsan: Erkek Tarzı
Erkeklerin kaygı deneyimi mi? Valla, bir erkek kaygıyı anlamadan çözmeye başlar. “Bir dakika, bunun çözümü nedir?” diye bir yaklaşımla tüm endişeleri sıfırlamaya çalışırlar. O yüzden kaygı insanı dediğinizde, aslında “sorunu çözme insanı” demek de mümkün. Kaygılı bir erkek, içinden “Açık hava konseri mi? Kriz mi? 18 bin kişilik alan, hava durumu felaket, belki biraz su yedim ama ya!” diye düşünse de, dışarıdan bakıldığında sanki bir iş stratejisi geliştirmiş gibi. Ne kadar “stratejik” olduklarını kimse sorgulayamaz, çünkü sonunda bir çözüm bulurlar, ya da en kötü ihtimalle kaygılarını iş görüşmesinde kaybedip eve dönerler.
Erkek kaygısı, genellikle mantıklı bir aksiyon planına dönüşür. Kaygıyı hafife almazlar, ama “bunu nasıl düzeltirim” diye çözüm odaklı düşünmekten geri durmazlar. Örneğin, bir toplantıya geç kaldılar, önce içsel bir panik, sonra çözüm. “GPS’imi açtım, 10 dakika öne alırım, sonra 5 dakika erken çıkarım, stres tamam.” Sorun çözülür, kaygı bitmiştir. Ama içeride hala “Bunu beceremedim mi?” endişesi var, tabii ki.
Kaygı İnsan: Kadın Tarzı
Kadınlar için kaygı daha derindir ve daha çok empatiyle iç içe olur. “Bir şeyler ters gitmesin, ya da başkalarını üzmeyeyim” kaygısı… Kadınlar kaygıyı bir arkadaş gibi kabul eder, sonra onu anlamaya çalışır. Yani, bir kadın kaygı hissettiğinde, o kaygıyı çözmek yerine, derinlemesine ilişkilere girer. Bir arkadaşınız kaygılıysa, sizi çok daha fazla etkileyebilir, çünkü kadınlar, karşılarındaki insanların duygularını hissetme konusunda daha hassastır.
Diyelim ki bir kadın kaygı insanı olarak duruyor: “Ya ben yolda ne giysem?” diye başlayan düşünceler, “Acaba annem bugün yemek yaptı mı, babam ne düşünür?” diye süregeldiğinde, kaygı otomatik olarak bir sosyal ilişki haritasına dönüşür. “Bütün günü nasıl geçireceğim, acaba saat kaçta aramalıyım?” gibi sorularla devam eder ve sonunda kaygının üzerine bir örtü serip, “Evet, iyi bir telefon görüşmesi yapmalı, rahatlayabilirim” diye düşünebilir. Kaygı bir şekilde çözülür ama çözüm içsel bir bağ kurmaktan gelir.
Erkekler gibi “Her şeyi çözmeliyim” bakış açısı yoktur, çünkü onların stratejileri genelde “sosyal” bir çözüm içerir. Çoğunlukla kaygıyı başkalarına anlatma, paylaşıp rahatlama ve daha sonra çözüm odaklı bir aksiyona geçme eğilimindedirler.
Kaygı İnsan, Nedir?
Kaygı, aslında bizim hepimizin biraz daha çok odaklanmamız gereken duygusal bir deneyimdir. Hepimiz kaygıyı farklı şekillerde yaşarız. Ama bazılarımız bu kaygıyı dışa vurur, bazılarımız içimize atar. Erkekler çözüm bulmaya çalışırken, kadınlar başkalarını anlamaya çalışarak kaygıyı bir bağ kurma aracı olarak kullanabilirler.
Kaygı insanı, ne kadar tıkır tıkır işlerse işlesin, bir şekilde bu dünyada kaygıdan kaçmak mümkün değildir. Kaygı insanı olmak, bu yüzden aslında hayatın bir parçası. Her durumda kaygı bizle, ama nasıl başa çıktığımız, kaygıyı nasıl ele aldığımız önemlidir. Herkesin kaygı biçimi farklıdır, o yüzden önemli olan kaygının üstesinden gelmek değil, kaygıyı anlamaktır.
Peki, Sizin Kaygı Tarzınız Ne?
Hadi bakalım, şimdi sırası sizde! Kaygıyı nasıl ele alıyorsunuz? Erkekler gibi çözüm mü buluyorsunuz, yoksa kadınlar gibi başkalarıyla mı paylaşıyorsunuz? Veya kaygı insanı olmak biraz da hayatın size kattığı eğlenceli bir zorluk mu? Yorumlarda paylaşın, kaygıyı nasıl çözüyorsunuz?