Say Sünnet Mi? Gerçekten Mi?
Ankara’da büyüdüm, yani sünnet hakkında çevremde duyduğum her şey, her zaman “geleneksel” bir bakış açısına sahipti. Sünnet, genellikle bir bayram gibi kabul edilirdi; her çocuğun hayatında önemli bir dönüm noktasıydı. Ama yıllar geçtikçe, bu konuyu daha farklı bir gözle görmeye başladım. “Say sünnet mi?” sorusu, aslında benim de zamanla üzerine düşündüğüm bir mesele haline geldi. Bir yanda gelenekler, bir yanda da sağlık ve modern bakış açıları. İşin içinde bilimsel veriler, kültürel normlar, hatta biraz da mizah var. Bunu düşününce, bu yazıyı yazmam gerektiğini fark ettim.
Sünnetin Tarihsel Arka Planı ve Toplumsal Yeri
Çocukken, mahalledeki sünnet düğünleri tam bir festival havasında geçerdi. Rengarenk süslemeler, en güzel giysiler, halaylar, davul zurnalar… O kadar büyük bir olaydı ki, sanki bir düğün gibi düşünülürdü. Herkes kutlardı. Tabi o zamanlar, sünnetin aslında sadece bir gelenek değil, aynı zamanda bir sağlık meselesi olduğunu çok iyi anlamıyordum.
Sünnetin toplumsal ve dini açıdan bu kadar önemli olduğu bir kültürde büyüdüm. Ancak bir yandan da işin sağlık boyutuna bakınca, farklı şeyler öğrenmeye başladım. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) açıkladığı verilere göre, sünnetin bazı sağlık yararları olduğu da belirtiliyor. Bu yararlar arasında, idrar yolu enfeksiyonlarını engelleme, bazı cinsel yolla bulaşan hastalıkları önleme ve hijyenik koşulları iyileştirme gibi faydalar var. Yani, sağlık açısından bakıldığında, say sünnet mi diye sormak aslında, “Sünnetin faydaları gerçekten var mı?” sorusuna dönüşebilir.
Say Sünnet Mi? Bir Durum Değerlendirmesi
Bir gün iş yerinde, sağlık sigortasıyla ilgili verileri incelediğimde, karşıma şöyle bir bilgi çıktı: Türkiye’de erkeklerin %90’ı sünnetli. Bu oran, diğer bazı gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek. Ancak, bu verilerin bana düşündürdüğü şey başka bir şeydi: “Peki, gerçekten mi? Yani her erkek için sünnet doğru bir şey mi, yoksa sadece toplumsal baskılardan mı kaynaklanıyor?” Benim de aklımda sürekli bu soru dönüp duruyordu.
Birkaç hafta önce, üniversitedeki bir arkadaşım ile bu konuda sohbet ettik. Kendisi, sünnet olmayı tercih etmeyen, ama toplumsal baskı nedeniyle bu konuda bir karara varamamış biriydi. “Sünnet olmalı mıyım?” diye soruyordu. “Bilmiyorum, hem geleneksel açıdan bakınca, evet, ama sağlık açısından senin için doğru mu, bu bambaşka bir mesele” dedim. İşte o an, sünnetin sağlıkla ilgili yönünün öneminin ve toplumsal baskının ne kadar etkili olduğunun farkına vardım. O kadar derin bir mesele ki, bazen sadece toplumsal normlara uymak için yapılan şeyler, sağlık açısından beklenmedik sonuçlara yol açabiliyor.
Sünnetin Alternatifleri Var Mı?
Bir arkadaşımın yaptığı araştırmalar sonucunda, sünnetsizliğin, sağlıklı yaşamı engellemeyen, hatta bazı durumlarda daha avantajlı olabileceğini belirten raporlar okuduğunu öğrendim. Düşünmeye başladım; eğer sünnetin sağlık açısından bazı avantajları varsa da, bazı durumlarda sünnetin yapılmaması daha sağlıklı olabilir mi? Bu sorunun yanıtını bulmak için çok fazla akademik makale okumak gerekirdi. Ama sonuçta, tıp dünyasında da bu konuda farklı görüşler var.
Örneğin, bazı araştırmalar sünnetin cinsel sağlığı iyileştirdiğini savunurken, diğer araştırmalar ise sünnetin kesin bir fayda sağlamadığını iddia ediyor. Birinin savunduğu argüman şu: “Sünnet olmak, hijyenik açıdan bir avantaj sağlar, çünkü foreskinin (sünnet derisi) altında bakteri birikebilir.” Ama diğer bir grup, sünnetin gereksiz olduğunu, vücudun doğal yapısının hijyenik açıdan da yeterli olduğunu söylüyor.
Bir arkadaşım da bana şöyle demişti: “Ben sünneti, eskiden bir zorunluluk olarak görürdüm. Ama şimdi, onun yalnızca bir gelenek olduğunu düşünüyorum. Eğer kişi sağlıklıysa, sünnete gerek yok.” İşte bu tür sohbetlerde, sünnetin toplumsal baskılarla ilgili yanlarını anlamak mümkün oluyordu.
Say Sünnet Mi? Bir Sonraki Nesil İçin Ne Düşünülmeli?
Düşüncelerim giderek daha karmaşık hale gelmeye başladı. Sağlık açısından bakınca, sünnetin potansiyel faydaları göz ardı edilemez. Ancak toplumsal açıdan, erkekler üzerindeki geleneksel baskılar, sünnetin her koşulda yapılması gerektiği düşüncesine yol açabiliyor.
Sonuçta, “Say sünnet mi?” sorusuna verilecek cevap, her bireyin duruma, aile yapısına ve kültürüne bağlı olarak değişir. Bir yanda, sünnetin sağlık yararları; diğer yanda, geleneksel baskılar ve toplumsal normlar… Belki de bu konuda en önemli şey, kişinin kendi tercihine ve sağlıklı bir karar verme sürecine saygı göstermek.
Sonuç Olarak
Sünnet, sağlık açısından faydalı olabilir, ancak bunun kesin bir zorunluluk olduğu söylenemez. Her birey, kendi sağlığı ve yaşam tarzı doğrultusunda bu konuda bir karar almalı. Toplumsal baskıların dışında, insanların sağlıklı ve bilinçli kararlar alabilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Belki de gelecek nesiller için bu konu daha farklı bir bakış açısına sahip olacak. Sağlıkla ilgili veriler ve toplumsal normlar değiştikçe, “Say sünnet mi?” sorusu da daha bilinçli ve özgür bir şekilde sorulacak.